|
|
|
|
|
|
ASIL ŞİMDİ BAŞLIYORUZ
İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi 3 Mart 2010 Çarşamba günü basın açıklması yaptı.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI ANKARA ŞUBESİ SEÇİMLERİ YAPILDI
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi 19. Olağan Genel Kurulu 23 Ocak 2010 Cumartesi günü İMO Kongre ve Kültür Merkezi Teoman Öztürk Salonu, seçimleri ise 24 Ocak 2010 Pazar günü Mimar Kemal İlköğretim Okulu’nda yapıldı.
|
18. DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası 18. Dönem çalışma Raporu yayımlandı. Çalışma Raporu için tıklayınız.
|
|
|
İMO ANKARA ŞUBESİ 19. OLAĞAN GENEL KURULU
GENEL KURUL:
Tarih: 23 Ocak 2010 Cumartesi
Saat: 10.00
Yer: İMO Ankara Şubesi Necatibey Cad. No: 57 Kızılay ANKARA
SEÇİMLER:
Tarih: 24 Ocak 2010 Pazar
Saat: 09.00-17.00
Yer: Mimar Kemal İlköğretim Okulu Yüksel Cad. Kızılay / ANKARA
|
"YENİ BİR KIZILAY DÜŞÜNÜYORUM" FORUMU
Çankaya Belediyesi 26 Aralık 2009 Cumartesi günü İnşaat Mühendisleri Odası KKM Teoman Öztürk Toplantı Salonu'nda "Yeni Bir Kızılay Düşünüyorum" başlıklı forum düzenliyor.
|
|
|
Özet:TÜDEF tarafından ulaşım zamları hakkında 6 Mart 2010 Cumartesi günü Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde kitlesel basın açıklaması yapılacaktır.
Özet:8 Mart Dünya Kadınlar Günü Pazartesi saat 12.00'de Kolej'de "TMMOB'li Kadınlar" pankartı altında alanlardayız. Katılımınızı bekliyoruz.
Özet:İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi 3 Mart 2010 Çarşamba günü basın açıklması yaptı.
Özet:İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi 26 Şubat 2010 Cuma günü basın açıklaması yaptı.
Özet:İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi 26 Şubat 2010 Cuma günü basın açıklaması yaptı.
Özet:İMO 41. Dönem 5. danışma Kurulu Toplantısı 11 Mart 2010 Perşembe günü Ankara'da İMO KKM Teoman Öztürk Toplantı Salonu'nda yapılacaktır.
Özet:42. Dönem İnşaat Mühendisleri Odası Olağan Genel Kurulu ve Seçimleri çoğunluklu olarak 05-07 Mart 2010 tarihlerinde, çoğunluk aranmaksızın 12-14 Mart 2010 tarihlerinde Ankara’da yapılacaktır.
Özet:İnşaat mühendisleri Tekel işçisinin yanında, dayanışma grevinin içinde olacaktır
Özet:Odada Makro Programlama Kursu Açılıyor. 8 Martda başlayacak Kursa Son Başvuru 5 Martda son buluyor.
Özet:TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi 19. Olağan Genel Kurulu 23 Ocak 2010 Cumartesi günü İMO Kongre ve Kültür Merkezi Teoman Öztürk Salonu, seçimleri ise 24 Ocak 2010 Pazar günü Mimar Kemal İlköğretim Okulu’nda yapıldı.
Özet:TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası 18. Dönem çalışma Raporu yayımlandı. Çalışma Raporu için tıklayınız.
Özet:İMO Serbest İnşaat Mühendisliği Hizmetleri Uygulama, Tescil, Denetim ve Belgelendirme Yönetmeliği’nin 10. ve 15. maddeleri ile Bütçe Uygulamaları Esasları kapsamında İTB yenileme ücreti, SİM belgesi onay ücreti ve 2010 yılı oda aidat uygulaması için tıklayınız:
Özet:GENEL KURUL:
Tarih: 23 Ocak 2010 Cumartesi
Saat: 10.00
Yer: İMO Ankara Şubesi Necatibey Cad. No: 57 Kızılay ANKARA
SEÇİMLER:
Tarih: 24 Ocak 2010 Pazar
Saat: 09.00-17.00
Yer: Mimar Kemal İlköğretim Okulu Yüksel Cad. Kızılay / ANKARA
Özet:Çankaya Belediyesi 26 Aralık 2009 Cumartesi günü İnşaat Mühendisleri Odası KKM Teoman Öztürk Toplantı Salonu'nda "Yeni Bir Kızılay Düşünüyorum" başlıklı forum düzenliyor.
Özet:İMO Serbest İnşaat Mühendisliği Hizmetleri Uygulama, Tescil, Denetim ve Belgelendirme Yönetmeliği kapsamında 2010 yılı İTB yıllık onayında aranılacak belgeler için tıklayınız.
ULAŞIM ZAMLARI HAKKINDA BASIN AÇIKLAMASI YAPILACAK
Tüketici Dernekeleri Federasyonu (TÜDEF) tarafından açılan dava sonucu Ankar'da ulaşım zamlarının Pazartesi günü itibari ile geri alınacak olmasına karşı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek başta olmak üzere, halk otobüsleri işletmecileri ile dolmuş sahiplerinin başlattığı karalama girişimlerine karşı 6 Mart 2010 Cumartesi günü saat 12.00'de Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde kitlesel basın açıklaması yapılacaktır.
Katılımınızı bekliyoruz.
TMMOB ANKARA İL KOORDİNASYON KURULU 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ ALANLARDAYIZ
8 Mart Dünya Kadınlar Günü Pazartesi saat 12.00'de Kolej'de "TMMOB'li Kadınlar" pankartı altında alanlardayız. Katılımınızı bekliyoruz.
ASIL ŞİMDİ BAŞLIYORUZ…
TEKEL DİRENİŞİ YENİ BİR KAVŞAKTA…
Tek Gıda-İş sendikasının 4/C’ye başvuru süresinin uzatılması için Danıştay’a yapmış olduğu dava başvurusunun olumlu sonuçlanması üzerine Tekel İşçileri’nin mücadelesi yeni bir boyut kazanıyor. Sakarya Caddesi’ne kurulan çadırların kaldırılmasından sonra mücadele mekanının bütün ülke olduğunun ilanı aynı zamanda mücadelenin sınırlarının da genişleyeceği anlamına geliyor.
AKP’nin “ya 4/C ya da işsizlik” oldu bittisine sıkıştırmaya çalıştığı tartışma zeminini büyütmek ve genişletmek şimdi hepimizin görevi. Taşeron, 4/C, istihdam büroları vb. güvencesizleştirmenin bütün biçimleri yeni mücadele perspektifinin içine alınmalı, emek yoğun sektörlerden mimar, mühendis, doktor ve akademisyenlere kadar bütün çalışanların birleşik mücadelesi yaratılmalıdır. Tasfiye edilen Tariş İplik fabrikasındaki işçi, sözleşmeli ve ataması yapılmayan öğretmen, evi yıkılan Mamaklı, eğitim giderlerini karşılayamayan öğrenci; bunların hepsi sermayenin bir ve ortak saldırısının mağdurları, aynı zamanda da gelişebilecek yeni bir toplumsal muhalefetin özneleridir.
Tekel İşçisi sadece Tekel İşçisi değildir…
Onlar Türkiye’de bu zamana kadar kazanılmış olan bütün hakları tasfiye edilmeye çalışılan yurttaşların, köleleştirilen işçilerin, işçileşen mühendisin, siyasal bir taraf olmaktan çıkarılarak dinsel ve etnik manipülasyonlarla bölünmeye çalışan sınıfın ve sermaye karşısında tamamen mülksüzleştirilerek sınıflaşan bir halkın görünümüdürler.
Görevimiz yolu seçmek değil yeni bir yol inşa etmektir…
Tekel İşçileri yaşamış oldukları sorunun sadece “yanlış özelleştirmelerin sonucu” olmadığını gösterdi. Onların nezdinde görünüşe çıkan şey, sadece Türkiye ile de sınırlı olmayan, tüm emeğe karşı saldırı biçimini alan yeni çalışma koşullarının dayatılmasıydı: 4/C, 4/B, sözleşmeli, ücretli vs. Mücadelemiz bunlardan birini seçmenin ya da bunlardaki koşulları daha da iyileştirmenin mücadelesi değildir. Mücadelemiz dünyanın şimdiki biçiminin adaletsizliğine karşı, dünyayı yeniden ve başka bir biçimde sahiplenmenin yolunu inşa etmenin, onu kazanmanın mücadelesidir.
İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi Tekel İşçileri’nin mücadelesini bu bilinçle sahiplenmeye ve sürecin sadece destekçisi değil, öznesi olmaya kararlıdır.
İMO Ankara Şube
19. Dönem Yönetim Kurulu
ARTIK EVİNDE ÖLMEK DE ZOR…
Tekel işçisi Hamdullah Uysal direniş çadırlarından çıkıp namazını kılmaya giderken sabah 5:30’da geçirmiş olduğu trafik kazasında hayatını kaybetti.
Balıkesir’in Dursunbey ilçesine bağlı Odaköy’deki Şentaş Madenciliğe ait kömür ocağındaki grizu patlamasında biri maden mühendisi 13 işçi hayatını kaybetti. Aynı maden ocağında 2006’daki grizu patlamasında da 17 işçi hayatını kaybetmişti
73 gündür, yeni çalışma koşullarına karşı çıkışın simgesi haline gelen Tekel Direnişi için Ankara’da bulunan, Tekel Samsun işletmesinde çalışan Hamdullah Uysal’ın ve yeni çalışma koşullarında sermayeye sağlanan esnekliğin kurbanı olan 13 maden işçisinin anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.
Suçlu, yeni çalışma koşullarının tavizsiz savunucusu AKP Hükümeti’dir.
İktidara geldiği 7 yıldan beri her geçen gün çalışanların haklarına dair yeni bir saldırıyla karşımıza çıkan hükümet, artık hiç kuşku yok ki, vahşi liberalizmin ülkemizdeki temsilcisi olarak kendini örgütlemektedir. Ücretlerden güvenceli çalışma hakkına, çalışma sürelerinden emekçilerin örgütlü güçleri olan sendika ve meslek örgütlerinin tasfiyesine kadar her düzeyden saldırıyı sermaye adına yürüten hükümet, emekçilere sefaleti ve ölümü reva görürken işverenlere ise güvencesiz, güvenliksiz ve açlık sınırlarında çalıştırmanın önünü açan olanaklar sunmaktadır.
AKP Hükümeti’nin çalışma ve emekten habersiz ilgili bakanlıklarına hatırlatmak isteriz ki: dişlisi kırılan bir makine kolu ile kolu kopan bir işçi aynı düzeyde iş zayiatı değildir.
Herkes tarafını seçsin…
AKP Hükümeti masaya bile oturmayan tavrı ile sınıf mücadelesinin, ortak çıkarların konsensüs ile bulunacağı pazarlık süreçlerine izin vermediği gerçeğini bir kez daha göstererek sermayeden yana olduğunu açıkça deklare etti. Şimdi emekten yana olanların bir araya gelme zamanıdır. İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi emeğin savunusunun her düzeyde öznesi ve destekçisi olmaya devam edecektir. Bu taraf olmanın açık beyanıdır.
4/C ve 4/B’ye izin vermeyelim
Yeni Çalışma Koşullarına HAYIR
İMO Ankara Şubesi
19. Dönem Yönetim Kurulu
ÇALIŞANLAR HAKLARINI KORUYACAK…
YENİ HAKLAR KAZANACAKTIR.
Hükümet çalışanlara saldırıyor: Demokratik haklar ayaklar altında…
Hükümet taşeronlaştırmayı ve taşeronu savunmak için sokakta: Sendikaya polis engeli...
Güvencesizleştirmeye karşı aktif mücadele yürüten Dev Sağlık-İş Sendikasının taşeronlaştırmaya karşı Adana’da Çukurova Üniversitesi Balcalı Tıp Fakültesi Hastanesi bünyesindeki temsilciliği aracılığıyla kazanmış olduğu zaferi tüm Türkiye’de güvencesizleştirmeye karşı bir kampanyaya dönüştürmek amacıyla Ankara’da yapmış olduğu yürüyüş hükümetin kolluk güçleri tarafından engellenmek istendi.
Ölen işçiye de saygı yok: AKP binaları polis korumasında…
Özelde çalışanların genelde ise bütün yurttaşların kazanılmış haklarının tasfiye edilmesi görevini layığıyla yerine getirmeye çalışan hükümet artık halkla arasına polis barikatı kurmak zorunda kalıyor. Tekel İşçileri, arkadaşları Hamdullah Uysal’ın ölümünden ve cenazesinin işçilerden kaçırılmasından sorumlu tuttukları AKP’nin, Ankara İl Binası’na giderek demokratik tepkilerini göstermek istediler. Fakat kapısı emekçilere her daim kapalı olan AKP, işçilerin 13’ünü polis aracılığıyla gözaltına aldırarak toplumsal muhalefete karşı kendi görevini bir kez daha göstermiş oldu.
Çalışanların Örgütlü Güçleri saldırılara yanıt verecektir…
AKP, güvencesizleştirme ve taşeronlaştırma uygulamalarını hayata geçirmek için saldırılarını polis şiddeti ile de perçinlemeye çalışmaktadır. Varolan durum çalışanların haklarına yönelmiş olan bu saldırıların münferit vakalar olmadığını gösteriyor. Sermayenin yeni stratejisine karşı emek örgütleri topyekün mücadele etme olgunluğuna ve kabiliyetine sahiptir. İMO Ankara Şubesi bu konuda üzerine düşen görevleri yerine getirmeye hazırdır.
İMO Ankara Şube
19. Dönem Yönetim Kurulu İMO 41. DÖNEM 5. DANIŞMA KURULU TOPLANTISI
İMO 41. Dönem 5. danışma Kurulu Toplantısı 11 Mart 2010 Perşembe günü Ankara'da İMO KKM Teoman Öztürk Toplantı Salonu'nda aşağıda belirtilen gündem dahilinde gerçekleştirilecektir.
GÜNDEM
1.Açılış
2. Oda 42. Genel Kurul Hazırlık çalışmalarının değerlendirilmesi
3. Dilek ve temenniler, kapanış
İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI 42. OLAĞAN GENEL KURULU VE SEÇİMLERİ
42. Dönem İMO Olağan Genel Kurulu ve Seçimleri çoğunluklu olarak 05-07 Mart 2010 tarihlerinde, çoğunluk aranmaksızın 12-14 Mart 2010 tarihlerinde Ankara’da yapılacaktır.
Yer: İMO Ankara Şubesi Necatibey Cad. No: 57 Kızılay ANKARA
GÜNDEM
1. GÜN
1. Açılış
2. Başkanlık divanı seçimi (1 Başkan, 2 Başkan Yardımcısı, 2 Yazman)
3. Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı
4. Açılış Konuşması (41. Dönem Yönetim Kurulu Başkanının)
5. Konuk Konuşmacılar
6. Komisyonların Seçimi
6.1) Yönetmelikler Komisyonu (5 üye)
6.2) Bütçe Komisyonu (5 üye)
6.3) Örgütlenme Komisyonu (5 üye)
6.4) Ana Sorunlar Komisyonu (5 üye)
7. 41. Dönem Çalışma Raporunun Okunması ve Görüşülmesi
8. Denetleme Kurulu Raporunun okunması, 2008-2009 yılları bütçe harcamalarının görüşülmesi, Yönetim Kurulunun aklanması
2. GÜN
9. Komisyon raporları ile 2010-2011 yılları bütçe önerilerinin görüşülüp karar bağlanması,
10. Adayların Tespiti ve Tutanağa Bağlanarak İlanı
11. Dilek ve Temenniler, Kapanış.
3. GÜN
12. Seçimler
12.1) Oda Yönetim Kurulu Üyeliği (7 asıl, 7 yedek)
12.2) Oda Onur Kurulu Üyeliği (5 asıl, 5 yedek)
12.3) Oda Denetleme Kurulu Üyeliği (9 aslı, 9 yedek)
12.4) Oda Danışma Kurulu Üyeliği (15 asıl)
12.5) TMMOB Yönetim Kurulu Üyeliği (3 aday)
12.6) TMMOB Denetleme Kurulu Üyeliği (1 aday)
12.7) TMMOB Yüksek Onur Kurulu Üyeliği (1 aday)
12.8) TMMOB Genel Kurulu Delegeliği (100 asıl, 100 yedek)
Türkiye, yaklaşık iki aydır, Tekel işçisinin direnişine tanık oluyor. Daha önceki yıllarda özelleştirilen Tekel’de çalışan işçiler, mucitliğini AKP iktidarının yaptığı 4-C kapsamına alınmak isteniyor. 4-C, işçilerin mevcut haklarının gasp edilmesi, ücretlerinin neredeyse yarı yarıya düşürülmesi ve hepsinden önemlisi de iş güvencesi olmadan çalıştırılması anlamına geliyor. 4-C, 12 bin Tekel işçisini “mevsimlik işçi” statüsüne alıyor ve yılda 10 ay çalıştırılmalarını hükmediyor.
Tekel ilk değildi; daha önce gerçekleştirilen bütün özelleştirmelerde siyasi iktidar aynı yol ve yöntemle işçileri 4-C kapsamına aldı ve güvencesizliğe, işsizliğe mahkûm etti. Özelleştirme şampiyonu AKP iktidarı, kamusal değerleri özelleştirme yoluyla satıyor, kamu işçisini 4-C vasıtasıyla tasfiye ediyor.
Bugüne kadar süreç böyle işledi. Tekel’in son olup olmayacağı ise direnişin geleceği ile ilgilidir. Çünkü sırada başka kamu işletmeleri ve yaklaşık yüz bin işçi bulunmaktadır.
Neoliberalizm emretmekte, AKP iktidarı uygulamaktadır. Siyasi iktidarın ve Başbakan Erdoğan’ın tehditlerinin altında yatan asıl gerçek budur. Tekel direnişi başarılı olursa, “emir” uygulanamayacaktır.
Şu nokta görülmelidir: Bugün aralarında mühendisliğin de bulunduğu tüm alanlar neoliberal saldırıların açık hedefi haline getirilmiştir. Tekel işçisini mağdur eden ekonomik politikalar, mühendisleri de, öğretmenleri de, hekimleri de, itfaiyecileri de, şeker işçilerini de mağdur etmektedir. Ulusal, çok uluslu, ulus ötesi şirketler, tüm kamusal alanları, tüm kamusal üretimi tasfiye etmek üzere düğmeye basmıştır.
Tekel işçisi, sadece kendisi için değil, neoliberal politikaların tüm mağdurları için direnmektedir. Bu nedenle şimdiden sosyal devletin, eşitlik ve özgürlük mücadelesinin simgesi haline gelmiştir.
Neoliberalizm mühendisliği de, Tekel’i de teslim almaya çalışıyor. Tekel işçisi buna direniyor. Çünkü biliyor ki bu, sadece bir iş, ücret sorunu değildir.
Bu, ülkemizin bu gününün ve geleceğinin nasıl şekilleneceğine ilişkin bir müdahaledir. Bu, çocuklarımıza nasıl bir ülke bırakmak istediğimizle ilgili bir tercihtir. Ve özünde bu ülkenin bağımsızlık sorunudur.
Tekel işçisinin haklı talebi karşısında siyasi iktidarın uzlaşmaz, tahammülsüz tutumu sürmektedir. Dün, Başbakan Erdoğan’ın partisinin grup toplantısında yaptığı tehdit dolu konuşma bunun en somut göstergesidir. Emek, hak, direniş gibi kavramlar Başbakan’ın tüylerini diken diken yapmakta, emekçilere karşı beslediği hasmane duygular yüzüne ve sözcüklerine yansımaktadır.
Siyasi iktidar ve Başbakan, neoliberal politikaları eksiksiz uygulamak yolunda kimsenin gözünün yaşına bakmayacağını alenen ilan etmiştir. Siyasi iktidar gözünü karartmıştır; kazanılmış hakları gasp etmeye çalıştığını saklamakta sakınca görmemektedir.
Başbakan Erdoğan, kendi iktidarının yarattığı işsizliği bile, Tekel işçisinin direnişini kırmak için kullanmaktadır. Aynı grup toplantısında, milyonlarca işsiz olduğunu, milyonlarca insanın asgari ücretle çalıştığını söylemiş, hem Tekel işçisini bu yolla tehdit etmiş hem de farklı toplumsal kesimlerden gelen desteği zayıflatmayı amaçlamıştır.
Tekel işçisi ile işsizleri birbirine düşürmeye çalışmak nasıl bir zihniyetin ürünüdür?
Siyasi iktidar tehditle direnişi kırmayı kafasına koymuştur. Başbakan, Ankara’da sokakta yatıp kalkan işçilere karşı kuvvet kullanılacağını dünkü grup toplantısında açıklamıştır. Nasıl ki Tekel işçisinin direnişi tarihe geçecekse, Başbakanın bu konuşması da tarihteki yerini alacak, Erdoğan, vatandaşını şiddetle tehdit eden bir başbakan olarak anılacaktır.
Tekel işçisinin yalnız olmadığını gösterelim
Tekel işçisi, güvencesizliğe ve işsizliğe ‘hayır’ diyor.
Tekel işçisi, bağımsız Türkiye, güvenceli yaşam ve demokrasi için direniyor.
Tekel işçisi tüm demokrasi ve emek güçlerini destek olmaya çağırıyor.
Türk İş, DİSK, KESK, TMMOB, TTB Tekel direnişini desteklemek amacıyla bir günlük iş bırakma kararı aldı.
İnşaat Mühendisleri Odası, kamu ve özel kesimde çalışan üyeleriyle, Oda ve Şube çalışanlarıyla Tekel direnişini desteklemek amacıyla 4 Şubat 2010 Perşembe Günü gerçekleştirilecek bir günlük iş bırakma eylemine destek vermektedir ve içinde yer alacaktır.
İnşaat Mühendisleri Odası, siyasi iktidarın ve Başbakanın Tekel işçisini yalnızlaştırmaya dönük tutumunu, dayanışma amacıyla yapılan bir günlük iş bırakma eylemine katılarak boşa çıkarma çağrısında bulunuyor.
Tekel direnişine ev sahipliği yapan Ankara’da bulunan üyelerimiz ve çalışanlarımız, 4 Şubat 2010 Perşembe Günü, Ziya Gökalp Caddesi-Kızılay'da gerçekleştirilecek kitlesel basın açıklamasına katılmak üzere Saat 12:30'da Kolej Kavşağında diğer emek ve meslek örgütlerinin üyeleriyle bir araya gelecektir.
Ankara dışında kalan şube ve temsilcilik üye ve çalışanlarımız, diğer illerde açıklanan programa uygun davranacak ve direnişe destek olmak için meydanlara çıkacaktır.
Söz konusu etkinliklere üyelerimizin ve çalışanlarımızın kitlesel katılımın sağlanması ve gereken hassasiyetin gösterilmesi önemlidir.
İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI
TMMOB İNŞAATMÜHENDİSLERİ ODASI
ANKARA ŞUBESİ
“MAKRO PROGRAMLAMA (Excel, Word ve AutoCAD’de)”
|
Kurs Programının Genel İçeriği
1. MAKROLARLA ÇALIŞMAK
2. VBA PROGRAMLAMAYA GİRİŞ
3. PROSEDÜR VE FONKSİYONLAR
4. EXCEL’DE VBA PROGRAMLAMA
5. AUTOCAD’DE VBA PROGRAMLAMA
6. AUTOCAD VE OFFİCE UYGULAMALARININ BİRLİKTE KULLANILMASI
|
Kurs Tarihi : 8 MART 2010 PAZARTESİ- 27 MART 2010 CUMARTESİ
Kurs Saatleri: PAZARTESİ-PERŞEMBE: 19:00-21:00 CUMARTESİ: 14:00-18:00
Kurs Süresi : 24 saat
Kurs Ücreti : 150.- TL
Kurs Eğitmeni: İnş. Müh. Kazım KARAAĞAÇ
Kurs Yeri: İMO KKM HARUN KARADENİZ SALONU50TLtesi-Pazar4:00-ebilir mi? (
· Kursa katılımda Odamız üyesi olma ve aidat borcu bulunmama (2009 hariç) şartı aranacaktır.
· Kurs ücreti Şubemize veya İş Bankası Meşrutiyet Şubesi 13659 (Şube Kodu:4213) numaralı hesabımıza yatırılacaktır.
· Banka kanalı ile yapılan ödemelerde kursun ve katılımcıların isimlerinin yazılı olduğu dekontun İMO Ankara Şubesi 294 30 77 no.lu faksa gönderilmesi ve Şube Yetkililerinden kontrol ettirilmesi gerekmektedir.
· Şubeden yapılan ödemlerde kredi kartına taksitlendirme yapılabilecektir.
· İMO Öğrenci üyelerine %40 indirim uygulanacaktır.Öğrenc. üye kontenjanı 3 kişidir.ş
Katılım 18 kişi ile sınırlıdır. Kayıtlar 5 MART 2010
Cuma günü mesai bitiminde kapanacaktır.
TMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI ANKARA ŞUBESİ
Necatibey Caddesi No: 57 Kızılay / ANKARA
Tel: +90 312 294 30 65 • Fax: +90 312 294 30 77
e-mail: okancagrib@imoankara.org.tr • web: www.imoankara.org.tr
İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI ANKARA ŞUBESİ SEÇİMLERİ YAPILDI
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi'nin 23-24 Ocak 2010 tarihinde gerçekleşen 19. Dönem seçimlerinde;
* Çağdaş Mühendisler Grubu: 1943
* Demokrat Mühendisler Grubu: 648
oy almışlardır.
Yönetim Kurulu'na şu isimler seçilmişlerdir;
ASIL YEDEK
Nevzat Ersan Gülsün Aslan
Ferhat Yaşar Arıkan Hülya Karakuş
Haluk Ekinci Özgür Mut
Erdal Özbelen Fatih Akın Kurt
Selim Tulumtaş Onur Dündar
Murat Şahin Esergül Özdemir
Eylem Bilge Yazıcıoğlu Çıplak Hasan Gence Demirdizen
İMO ANKARA ŞUBESİ 18. DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası 18. Dönem çalışma Raporu yayımlandı.
Çalışma Raporu
İTB YENİLEME ÜCRETİ, SİM BELGESİ ONAY ÜCRETİ VE 2010 YILI ODA AİDAT UYGULAMASI
Oda Yönetim Kurulu’nun 5 Aralık 2009 tarih ve 41 nolu toplantısında:
Karar No-1716): İMO Serbest İnşaat Mühendisliği Hizmetleri Uygulama, Tescil, Denetim ve Belgelendirme Yönetmeliği’nin 10. ve 15. maddeleri ile Bütçe Uygulamaları Esasları kapsamında;
a) 2010 yılı Oda üyelik ödentisinin avans niteliğinde aylık 10.-TL, yıllık 120.-TL olarak uygulanmasına,
b) Serbest İnşaat Mühendisliği (SİM) Belgesi 2010 yılı onay ücretinin 150.-TL.
c) İşyeri Tescil Belgesi (İTB) 2010 yılı onay ücretinin 250.-TL olarak tespit edilmesine, yasal süresi olan 01-31 Ocak 2010 tarihleri arasında onayı yaptırılmamış İTB’lerin %10 (yüzde on) gecikme bedeli tahsil edilerek onaylanmasına karar verilmiştir. "YENİ BİR KIZILAY İSTİYORUM" FORUMU
Başkent Ankara'nın merkezi olan Kızılay bölgesi giderek eski canlılığını yitirmekte bir çöküntüleşme süreci yaşamaktadır. Bir zamanların en saygın mağazaları burayı terk etmekte, pasajları boşalmaktadır. Giden her işlev bölgeyi biraz daha fakirleştirmektedir.
Belediyemiz, bu önemli kentsel sorundan hareketle, Kızılay'ın tarihsel kimliği ile bugün yaşadığı sorunların ele alınacağı "Yeni Bir Kızılay Düşünüyorum" başlıklı forum düzenleme kararı almıştır. Bilim insanları, belediye başkanları, medya ve meslek odası temsilcileri gibi çeşitli toplumsal kesimlerin buluşturulmasının hedeflendiği forumda; "Nasıl Bir Kızılay" ,"Nasıl Bir Kent Merkezi" sorularının yanıtı aranacaktır.
Tarih: 26 Aralık 2009
Saat: 9.30-18.00
Yer: İnşaat Mühendisleri Odası Teoman Öztürk Toplantı Salonu Necatibey Caddesi No:57 Kızılay / ANKARA
PROGRAM
09:30 AÇILIŞ
Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı
09:40-10:30 AÇIŞ KONUŞMALARI
Bülent Tanık (Çankaya Belediye Başkanı)
Bihlun Tamaylıgil (İstanbul Milletvekili ve CHP Genel Başkan Yardımcısı)
Mustafa İsen (Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri)
10:30-11:15 ÇERÇEVE BİLDİRİ
“Kızılay’ın Tarihsel Gelişiminde Yeni Bir Evre Kurulabilir mi?”
Prof.Dr.İlhan Tekeli
11:15-11:30 ARA
11:30-12:30 FORUM-I
“Nasıl Bir Kızılay Düşünüyorum –I”
Prof.Dr.Ahmet Acar (ODTÜ Rektörü)
Prof.Dr.Rıza Ayhan (Gazi Üniversitesi Rektörü)
Prof.Dr.Uğur Erdener (Hacettepe Üniversitesi Rektörü)
Prof.Dr.Cemal Taluğ (Ankara Üniversitesi Rektörü)
12:30-13:00 ÖĞLE YEMEĞİ
13:00-13:15 SUNUŞ
“Atatürk Bulvarı Cumhuriyet’in Belleğiydi”
Doç.Dr.Emre Madran, ODTÜ Öğretim Üyesi
13:15-14:15 FORUM-II
“Nasıl Bir Kızılay Düşünüyorum - II”
Başkan :Prof.Dr.Ayda Eraydın (ODTÜ Mimarlık Fakültesi, Şehir ve Bölge
Planlama Bölümü Öğretim Ü.)
Sinan Aygün (ATO Başkanı)
Süleyman Çelebi (DİSK Başkanı)
Tekin Küçükali (Türk Kızılay Derneği Başkanı)
Nurettin Özdebir (ASO Başkanı)
Nimet Özgönül (Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı)
14:15-14:30 SUNUŞ
“Kızılay Binası Yarışması ve Sonrası”
Nesrin Yatman, Y.Mimar
14:30-14:45 ARA
14:45-15:45 FORUM-III
“Merkez İlçeler ile Kent Merkezi”
Başkan :Prof.Dr.Cevat Geray (AÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Ü.)
Mustafa Ak (Keçiören Belediye Başkanı)
Enver Demirel (Etimesgut Belediye Başkanı)
Yakup Odabaşı (Gölbaşı Belediye Başkanı)
Veysel Tiryaki (Altındağ Belediye Başkanı)
Fethi Yaşar (Yenimahalle Belediye Başkanı)
Erdal Kurttaş (Şehir Plancıları Odası Ankara Şube Başkanı)
15:45-16:00 ARA
16:00-17:00 FORUM-IV
“Çankaya Çankaya”
Başkan :Prof.Dr.Ruşen Keleş (AÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Ü)
Faruk Bildirici (Gazeteci, Yazar)
Muharrem Sarıkaya (Gazeteci, Yazar)
Yaşar Sökmensüer (Gazeteci, Yazar)
Ayhan Sümer (Ankaralılar Vakfı Başkanı)
Murat Yetkin (Gazeteci, Yazar)
17:00 KAPANIŞ KONUŞMASI
Hakkı Süha Okay (Ankara Milletvekili ve CHP Grup Başkanvekili)
17:30 KAPANIŞ KOKTEYLİ
2010 YILI İTB YILLIK ONAYINDA ARANILACAK BELGELER
İMO Serbest İnşaat Mühendisliği Hizmetleri Uygulama, Tescil, Denetim ve Belgelendirme Yönetmeliği kapsamında 2010 yılı Ocak ayında yapılacak olan İTB yıllık onayında istenecek belgeler:
* Vergi levhası fotokopisi,
* Başvuru tarihi itibariyle, geriye yönelik en fazla bir aylık süreyi geçmemiş, sermaye ve hisse dağılımını gösterir Ticaret Odasından alınmış belge,
* Yönetmeliğin 15 nci maddesi gereği İTB’ nin 2009 yılı içinde gerçekleştirdiği işlerin listesi (EK form-1),
* Yönetmeliğin 15 nci maddesi gereği İTB altında yer alan SİM’lerin katılmış oldukları meslek içi eğitimlerin listesi (EK form-2),
* İTB’nin tescile esas bilgilerindeki değişiklikler (adres,unvan,iletişim bilgileri,ortaklık yapısı vb.),
* İTB’de kayıtlı SİM, SGK’ya (eski SSK) tabi olarak çalışıyorsa son altı aylık SGK Sigortalı Hizmet Listesi.
|
|
Acı uyarıların ülkesi Türkiye: Elazığ'da 6,0 büyüklüğünde deprem
|
Neo-Liberal AKP belediyeciliğinin sonuçları: Gökçek, Topbaş ve Tiranlık
|
Özet:Acı uyarıların ülkesi Türkiye: Elazığ'da 6,0 büyüklüğünde deprem
Özet:Neo-Liberal AKP belediyeciliğinin sonuçları: Gökçek, Topbaş ve Tiranlık
ACI UYARILARIN ÜLKESİ TÜRKİYE: Elazığ’da 6,0 büyüklüğünde deprem
Afet doğanın bir eylemi değildir…
Ülkemizde bütün alanlarda olduğu gibi doğal olaylar ve bunların sonuçları ile ilgili tartışmalarda da bir kavram kargaşası yaşanmaktadır. Afet kavramı doğanın sel, deprem, heyelan vb. devinimlerini niteleyen bir isim olarak kullanılmaktadır. Oysa afet doğanın bu hareketlerine değil bu hareketler sonucunda ortaya çıkan durumun zararına oranla kullanılan bir niteleyicidir; zararın oranının düşük ya da yüksek olmasını sağlayan şey ise bizzat insanların yönetim erklerini nasıl kullandıkları ile doğrudan ilişkilidir. Topraklarının %92’Sİ deprem bölgelerinde bulunan bir ülkede, düşük ölçekli depremlerde bile can kaybının çok yüksek oranlarda çıkmasını yazgı ya da doğal afet kavramı ile karşılamak ciddiyetten uzak bir yaklaşımdır.
Bilim, etik, rant ve piyasa: Hangisi Haklı?
Bugün ülkemizde binaların %38’nin inşaat yapım ruhsatı, %67’sinin de yapı kullanma izin belgesi bulunmamaktadır. Bu oranları sadece gecekondulaşma ve yoksul halkın göçler sonucu oluşan barınma sorunlarına kendi bulmuş oldukları çözümle açıklamak mümkün değildir. 1980’li yıllara kadar barınma odaklı bir kavram olan gecekondu, günümüzde Kentsel Dönüşüm Projelerinin Rantsal Dönüşüm Projeleri’ne dönüşmesi ile birlikte büyük sermaye sahiplerine ya da yandaş firmalara muazzam kazançlar sağlayan devlet korumasında bir kavrama dönüşmüştür. Yapılaşma ile ilgili olarak insanı ve yurttaşı hiçe sayan bu uygulamanın yanında 1986 yılında 2981 sayılı imar affı yasası ve daha sonra da bu yasaya eklenen 3290, 3366 ve 3414 sayılı genişletici yasalarla, sadece bitmiş olan yapıların değil, yapılmakta olanların ve yapılacakların da “nasıl olsa af çıkar” mantığıyla büyük tehlikeleri davet eder biçimde yapılmaları sağlanmıştır.
Piyasanın gereklerine uygun olarak yapılan bu büyük hatalar zincirine eklenen diğer bir halka da yapı denetim süreçleri ile ilgili yasa ve uygulamalardaki sorunlar olmuştur. 1999 depremindeki can ve mal kaybı oranı mimar ve mühendislerin onyıllardır süren uyarılarına artık daha fazla kulak tıkanamayacağını göstermiştir. Bunun sonucu olarak 595 sayılı Kanun Hükmünde Kararname çıkarılmış, fakat kısa bir süre sonra yürürlüğü durdurulmuştur. Bununla beraber 601 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yetkilendirme inisiyatifini, doğru ve yerinde bir kararla, meslek odalarına bırakan uygulama da yürürlükten kaldırılmıştır.
2001 yılında yukarıdaki uygulamaların yerini tutmak üzere 4708 sayılı Yapı Denetim Yasası yürürlüğe konmuş, 9 yıldır bu yasanın eksiklikleri giderilmemiş ve ülke geneline yayılamamıştır. Umarız buradaki gerekli eksikliklerin giderilmesi için bir başka deprem daha beklenmez ve insanlarımız iyi denetlenebilen konutlarda oturmaya başlarlar. Bütün bu uygulamalarda ortaya çıkan durum piyasanın ve rantın çıkarlarını koruyan, buna karşın bilimsel ve etik ilkeleri hiçe sayan bir anlayışın Türkiye’nin yapılaşması ile ilgili karar verme yetkisini ya kendi yandaşlarına ya da piyasanın insafına terk etmesidir.
Meslek Örgütleri Halkın Örgütleridir…
Bütün yetkisizleştirme ve piyasalaştırma anlayışlarına karşın İnşaat Mühendisleri Odası 2006 yılından beri 1170 adet meslek içi eğitim semineri vermiş ve bu sayede 80.141 üyesini bilgi üretim ve paylaşım süreçlerine katmıştır. Seminer konuları depremle ilgili sorunlardan şantiye şefliğine, denetçilikle ilgili problemlerden yapı stokları ile ilgili durumlara kadar uzanmaktadır. Yapılaşma ile ilgili olarak insan hayatı ile ilgili bilimsel, etik ve halkın çıkarlarına uygun kararlar ancak meslek odalarının bu konuda yetkili kılınması ile mümkündür. Fakat halkın değil de sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda kararlar veren iktidar bugün karşısındaki bütün örgütlü güçleri dağıtma amacını taşımaktadır. Sınırsız bir güç istencinin eşlik ettiği bu anlayış bilmelidir ki kamusal alanın şekillendiricisi bu örgütlülüklere yapılan saldırılar sadece yandaş kurumlar yaratmanın ötesinde sonuçlara yol açmaktadır. Ve bu sonuçlar çok zaman görüldüğü üzere telafi edilemez can ve mal kayıplarına yol açmaktadır.
Elazığ için bilindik bir açıklama: “Suçlu Kerpiç binalardır…”
Hangi alanda olursa olsun yapılan yanlışların faturasını yapısal uygulamalar yerine, her defasında kişilere ya da uygulamalar dışındaki etkenlere kesen mevcut iktidar ve Başbakan bilmelidir ki deprem ve benzeri olaylarda ölenlerin ya da öleceklerin vebali de bundan sonra kendi üstlerine kalacaktır. Bu tür açıklamalar yerine Meslek Örgütlerinin bu zamana kadarki önerileri ve raporları eşliğinde ilgili yasalarda değişikliğe gidilmeli ve yeni bir takım tedbirlerle halkımızın depremle birlikte yaşamaya çalışması öğretilmelidir.
…
İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi bu konuda kendi örgütlülüğünü, üyelerini ve tüm yurttaşların can ve mal varlığını koruyacak uygulamaları yürürlüğe sokmak için her platformda mücadele etmeye kararlıdır. Odamız Elazığ’da depremde ölen yurttaşların yakınlarına başsağlığı ve sabır diler, önleyici uygulamaların yasallaşması için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da mücadele edeceğini beyan eder.
İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi
19. Dönem Yönetim Kurulu Neo-Liberal AKP Belediyeciliğinin Sonuçları: Gökçek, Topbaş ve Tiranlık
“Ulaşım hakkı” bilinci geliştikçe Gökçek zorbalaşıyor…
9 Şubat 2010 tarihinde İstanbul 10. İdare Mahkemesi, ulaşıma yapılmış olan %33’lük zammın yürütmesini durdurma kararı verdiğinde gerekçeli kararda şunlar da yazıyordu:
-Yapılan zam fahiştir ve belediyenin iç kaynak talebine yöneliktir.
-Şehiriçi ulaşım Belediye’nin asli görevleri arasındadır.
-Toplu taşımanın öncelikli amacı kamu yararını sağlamaktır.
-Belediyenin tüm giderleri vatandaştan karşılanamaz, kar zarar hesabı yapılamaz
-Bu zamlar “uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğuracağından” uygulaması durdurulmaktadır.
Ulaşımın bir vatandaşlık hakkı olduğunun ve burada kar/zarar hesabı yapılamayacağının belediyelere hatırlatıldığı bu satırlardan sonra bile Kadir Topbaş ve İETT Genel Müdürü Hayri Baraçlı televizyonlara ve ajanslara mahkeme kararını uygulamamaya yönelik geliştirmiş oldukları stratejileri anlatıyorlardı.
Ulaşım Hakkı ile ilgili olarak kazanılan ikinci dava da, %42’si 2008 yılında olmak üzere Belediye Başkanlığı’na geldiğinden beri tam bilete %350 ve Öğrenci Biletine de %400 zam yapan Melih Gökçek’e karşı kazanıldı ve yine İstanbul 10. İdare mahkemesinin kararına benzer hatırlatmalar bu sefer Ankara 9. İdare Mahkemesi’nden 2008/2100 esas ve 2009/2161 sayılı iptal kararında yapıldı.
• Toplu ulaşım olanaklarından, herkesin eşit, güvenli, konforlu ve en ucuz şekilde yararlanması,
• İdareye verilen yetkinin kamu yararı, hizmetin gerekleri, devletin sosyal niteliği, hakkaniyet, objektif ölçüler gibi temel hukuk ilkeleri dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği,
• Zammın; ilgili dönemde gerçekleşen fiyat-maliyet artış oranlarını da aşar şekilde yapıldığı,
• Toplu taşım hizmetinin, kamu hizmeti olduğu özelliği de göz önünde bulundurmaksızın zam yapıldığı,
• Zam kararının, hukuka, hakkaniyete, külfetlerin adil dağıtılması ilkesine ve kamu yararına aykırı olduğu gerekçeleriyle İPTALİNE karar vermiştir.
Tarz ve üslup farklılığından olacak ki Melih Gökçek Kadir Topbaş gibi mahkeme kararının etrafından dolaşacak stratejiler geliştirmek yerine Halk Otobüsü İşletmecileri ile vatandaşı karşı karşıya getirme yöntemiyle bir kaos ortamı yaratmayı uygun buldu: kendi meşrebine uygun olarak… 4 Mart 2010 günü THD (Tüketici Hakları Derneği), Halkevleri, Mimarlar Odası ve KESK/ESM’nin yapmış olduğu ulaşımla ilgili basın açıklamasına saldırmaya kalkan otobüs ve minibüs şoförleri de Gökçek’in çabasının sonuç verdiğini gösterdi.
AKP Belediyeciliği: Yurttaşlık ve Hak Eski bir Hikâyeydi Artık Her Şey Satılık
Melih Gökçek ve Kadir Topbaş ulaşım zamları ile ilgili olarak tek bir ağızdan konuşuyorlar ve özellikle iki şeye vurgu yapıyorlar: “Yargı Kararları ile mi belediye yönetilecek” ve de “bu ücretlendirme ile zarar ederiz”. Her iki düşünme biçimi de ülkeyi yöneten bilinci göstermesi açısından ibretlik vericidir. İlk olarak hem Hukuk Devleti’nin kavramsal boyutundan hem de Hukuk Devleti olmanın pratik boyutlarını hiç anlamamış ya da içine sindirememiş bir zihniyetle karşı karşıyayız. Kamusal alanın vatandaş tarafından kullanımının sınırlandırılması ya da bu kullanım esnasında vatandaşların bir bölümünün, maddi kaynakları itibarıyla, herkese ait olan bu alandan yararlanamama durumunun doğması hukukun gözetimi altındadır. İkinci olarak, belediye ve devlet hizmetleri ile ilgili olarak bu zamana kadar kazanılmış bütün hakların tasfiyesinin uygulayıcısı olan bir hükümetin belediye yönetiminden ulaşım gibi bir kamu hizmetini kar/zarar hesabı dışında tartışmasını beklemek de safdillik olurdu. Neo-liberalizmin devlet ve piyasa kurgusundan başka bir dünyayı tahayyül bile edemeyen bu kavrayış her gün iletişim organlarından halka, yönetmeyle ilgili üslupsuzca ders vermeye çalışırken aslında tam olarak savunmuş olduğu sermayenin dünyasıdır.
Sadece Ulaşım Değil Yaşama Hakkı bile Tehdit altındadır…
Ulaşım hakkı ile ilgili olarak kar/zarar hesabının dışında bir şey düşünemeyen ve de bunun için vatandaşları karşı karşıya getirmekten bile çekinmeyen Melih Gökçek pazartesi günü başlayacak olan indirimli fiyat tarifesi uygulaması esnasında, kışkırtmaktan hiç çekinmediği özel halk otobüsü şoförleri ile vatandaşlar arasında yaşanacak her türlü olumsuz durumdan sorumludur. Fiziksel anlamda yaşamayı dahi kölece çalışmaya endeksleyen bir ekonomik sistemi savunmaktan zerre kadar çekinmeyen bu anlayışa karşı her cephede karşı çıkmak bütün yurttaşlar için kaçınılmaz bir görev haline gelmiştir.
Ulaşım Haktır, Satılamaz…
İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi
19. Dönem Yönetim Kurulu
|
|